şeytanın fitneleri

Hocamız Abdullah el-Harari buyuruyor:
Şeytan insanları kötülüklere sürüklemek için ona itaat kapısından gelir (mesela ona Sünnetleri kılmasanda olur der ve önce ona Sünnetleri bıraktırır).
Şeytan yeni itaate ve ibadetlere başlayan insanlara vesvese vererek der ki:” Bak sen namaz kılmazken başına gelmeyen belalar, namaza başladıktan sonra başına gelmeye başladı. Namazın sana ne faydası oldu ki”. İmanı zayıf olan ona kanar ve namazı bırakır. Ama imanı kuvvetli olan: ”Bu bana Allah’ın takdiridir” der ve teslimiyet içinde ibadetlerine devam eder. Zaruri ilimleri öğrenen sabr eder ve bilir ki Peygamberlerin başına da bir çok bela gelmiştir.

Bir kıssa:
Sahabelerden bir kadının kocası ve oğlu Uhud savaşında öldü. Sahabeler muharebeden geri döndüklerinde kadın onlara Resulullah’ın ve sahabelerin durumlarını sordu. Sahabeler ona:“Senin eşin ve oğlun öldü“ dediler. Oda onlara:“Muhammed sallallahu aleyhi vesellem nerede, o nasıl? Onlarda :“O, zarar gelmeden geri döndü“ dediler. Kadın Resulullah’ı gördüğünde dedi ki:“Seni gördükten sonra üzerimize gelen musibet hafif kalır“.

Bir kimseye ne kadar musibet gelse, ben Allah’tan razıyım demelidir. Başımıza gelen musibetler Allah’ın istemesiyle geliyor ve biz ondan razıyız.

Resulullah Hadis-i Şerif’inde buyurdu ki:

أشد الناس بلاء ألانبياء

Eşeddunnâsi belâen el Embiya u

Manası: İnsanların içinde en şiddetli belâ Peygamberlere inmiştir. Ondan sonra evliyalara ve derecelerine göre diğer insanlara.

Başka bir Hadis-i Şerif:

يبتلى ألرجل على حسب دينه فإذا كان في دينه صلبا إشتد بلائه

Yubtelerreculu ala hasebi diynihi. Fe iza kâne fiy diynihi salben iştedde belâuhu.

Manası: İnsan dininde ne kadar takvalı olursa ona o kadar çok musibet gelir.

Bazı insanları şeytan aldatır ve derlerki:”Biz ibadete başladıktan sonra başımıza musibetler geliyor”. Böylece şeytana tabi oluyorlar. Bazılarıda küfre düşüyorlar. Diyorlar ki:”Biz ibadete başladık ve bu ibadetler bize fayda vermedi”. Böyle diyen dininden dönmüş olur ve helak olmuş olur.
Mesela: Bazı kadınlar örtünmeye başladıktan sonra başlarına Allah musibetler veriyor. Çocukları ölüyor, eşi hastalanıyor, araba kazası geçiriyor. Şeytan ona vesvese vererek diyor ki:”Sen kapanmadan önce başına böyle musibetler gelmiyordu. Kapandıktan sonra başına bunlar gelmeye başladı. Zayıf imanlı kadın bu vesveselere aldanıp farzları terk ediyor. Yazın şeytan ona daha da vesvese vererek:”Bu günlük başını aç hava çok sıcak” diyor ve kadın da öyle öyle açılıyor. Demeli ki:”Ben güneşin sıcağına dayanamıyorum Cehenneme nasıl dayanırım”.
Şeytan’ın hileleri çoktur. Onlardan sakının. Onun çok çesit hileleri vardır ki bunlarla insanları helaka sokmaya çalışır.
Bazı insanlar şeytanın aldatması yüzünden doğrudan saptılar. Onları şeytan kandırıp onları güldü. Kıyamet gününde şeytan dünyada kandırdığı insanları gördüğü halde “ben onlardan beriyim” der.

Allah’u Teala Kur’an da Haşr Suresinin 16. Âyetinde buyuruyor:

كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ إِذْ قَالَ لِلإِنسَانِ اكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِّنكَ إِنِّي أَخَافُ اللهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ

Kemeśelişşeytan iź gale lil insan ikfur. Felemmâ kefer gale inni beri un minke inni eĥafullahe Rabbel alemiyn.

Manası: Şeytan insana “küfre gir” der, küfre düştükten sonra kıyamet gününde ona “ben senden beriyim ben Allah’tan korkarım” der.
Şeytan kıyamet gününde Allah’ın azabından korkar.

Başka bir Âyet’in manası:

Şeytan kıyamette küfre düşürdüğü insana der ki:”Ben sizi küfre davet ettim siz de benim dediğimi tuttunuz”. Yani “halinizden banane” manasında böyle söyler.

Bu da şeytanın hilelerindendir. Şeytanın insanları avlama yolları vardır. Bazan mal ile insanları avlamaya çalışır. Mesela fakir bir insana gelip “Senin paranda yok işinde git sana lazım olan şeyleri çal” der. Zengin bir Müslümana gelip: “Malın var git harca zina yap, içki iç”. Ona önce der ki:”Sen hayatında hiç içkinin tadına bakmadın bir dene”. Önce ona alkolsüzü içirir sonra diğerlerine teşvik eder. Haşhaş v.s. şeyleri denetir ve onu helaka sürükler.

Çok insanlar mal sevgisi yüzünden küfre düşüyorlar. Bir ev, bir araba, bir villa için dinini bırakan insanlar var. Çok insanlar kendilerini Yehova şahitleri diye adlandıran kişilere tabi oluyorlar. Mal için dinini bırakıp onlara tabi oluyorlar.

İbretli bir kıssa
Güzel bir kadın vardı. Bu kadın hiristiyandı. Günlerden bir gün muezzin ezan okurken kadın oradan geçti. Muezzin ezanı bırakıp kadına seslendi:”Beni kendine koca olarak Kabul eyler misin?” Kadın ona:”Hayır, ben hiristiyanım sen ise Müslümansın. Eğer hiristiyan olursan kabulederim”dedi. Adam da ona: ”Öyle ise ben hiristiyanım”dedi. Adam kâfir oldu ve minareden inerken öldü. Kâfir olarak ölmüş oldu.

Şu hususlar olmadan kurtuluşa erilmez: İlim öğrenmek ve ilim ile amel etmek. İlime ile amel etmeye ihlaslı olmak da dahildir.
Şeytan bazı insanları küfre bazı insanları da günahlara düşürür.

Hocamız diyor ki: Bazı insanlar var bütün namazlarını güneş battıktan sonra kılıyorlar. Bunları duymadınız mı?
Öğle, ikindi ve akşam namazını özürsüz bırakıyorlar. Unuttuğundan veya uyuya kaldığından değil. Dünya işleri için Allah’a karşı günah işliyorlar ve büyük günaha giriyorlar.

Hocamız diyor ki: Dünyalık şeyler için Allah’a karşı bir küçük günah yapmak bile doğru bir davranış olmaz. beş vakit namazı, Ramadan oruçu, akraba ziyareti gibi bir farzı terk eden büyük günaha girmiş olur.

İlave: Alimler takriben otuzbeş büyük günah vardır dediler. Bazı alimler ise yirmi dediler ve bunların daha dalları vardır dediler.

Çok tüccarlar bütün gün namaz kılmayıp akşam bütün namazları birden kaza ediyorlar ve büyük günaha giriyorlar.

Bazı insaları şeytan evlatlarıya helak etmeye çalışır. Bazı kadınlar çocuğu ağlıyor diye veya çocuğuna yemek hazırlıyor diye namazını kılmıyor. İşte şeytan evladı yoluyla bu kadını kandırıyor.

İlave: İnsan doğduğunda şeytan gelip ona rahatsızlık verir ve ağlatır. Ancak eğer anne ve baba cinsel ilişkide bulunmadan önce aşağıdaki duayı okuduysalar o zaman doğduğunda şeytan ona eziyet vermez:

“Allâhumme cennibneşşeytâne ve cennibişşeytâne mâ razegtenâ”

1 thought on “şeytanın fitneleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.