Melekler’e Iman ve Kıssalar

Allâh Teâlâya hamd eder, O’ndan yardım diler, O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tevbe ederiz. Allâh’a nefislerimizin şerrinden ve işlerimizin kötü olanlarından sığınırız. Allâh kimleri hidayete erdirmişse onları artık kimse saptıramaz ve kimleri saptırdıysa onları da hiçkimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O birdir, tektir, eş ve evlat edinmemiş olan es-Samed’dir. 

Rabbim Yücedir, hiç bir şeye benzemez, hiç bir şeyde O’na benzemez. O her hangi bir şeye girmez, hiç bir şey de O’ndan kopmuş değildir (Allâh cisim değildir, parçalanmaz). Rabbim Yücedir ve nasıllıktan, şekilden suretten, sınırdan (ölçüden), yönden ve mekandan münezzehtir. O’na benzer hiç bir şey yoktur, O İşiten ve Görendir. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, büyüğümüz, önderimiz ve gözleri aydın eden Muhammed, Allâh’ın kulu, resulü ve habibidir. Bizlere medeniyeti öğreten ve iyiliğimiz, salahiyetimiz ve dünyada ve ahirette kurtuluşumuz için bilzere yol gösteren ummî peygamber olan efendimiz Muhammede salât ve selam olsun.

Bundan sonrasına gelince;
Allâh’ın kulları! Kendime ve sizlere Yüce olan Allâh’tan hakkıyla korkmayı tavsiye ederim. O ki Kur’ânı kerimde şöyle buyurmuştur: 
﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ ءامَنُواْ ءامِنُواْ بِاللهِ وَرَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي نَزَّلَ عَلَى رَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِيَ أَنزَلَ مِن قَبْلُ وَمَن يَكْفُرْ بِاللهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً بَعِيدًا

En-Nisâ’ suresi, 136. ayet
Manası: Ey iman edenler! Allâh’a, resulüne, resülüne indirdiği kitaba ve daha önce indirmiş olduğu kitaba da iman edin. Kim Allâh’a, meleklerine, kitaplarına, resullerine ve ahiret gününe inanmazsa o haktan uzak bir sapıklığa düşmüştür.

İman kardeşleri! Muhakkak ki insan, efendimiz Muhammedin (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurmuş olduğu her sözün doğru ve hak olduğuna inanmadıkça mümin, müslüman olamaz. Dolayısıyla gerek yaratılışın başlayışı, geçmiş ümmetler hakkında olsun gerekse gelecekte bu dünyada veya ahirette meydana gelecek bazı şeyler, kulların bazı eylemlerinin helal ve haram kılınması hakkında olsun onun haber verdiği her şeyi doğrulamak farzdır. Peygamber Efendimizin (sallallâh aleyhi ve sellem) haber vermiş olduğu hususlardan biri, efendimizin (sallallâh aleyhi ve sellem) nuranî cisimlerdir diye nitelendirdiği meleklerin varlığıdır. Rabbimiz Tebârake ve Teâlâ da onları Kur’anı azim’de şöyle nitelendirmiştir: 
﴿لا يَعْصُونَ اللهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ
Et-Tehrîm suresi, 6. ayet
Manası: Onlar Allâh’a, emretmiş olduğu şeylerde itaatsizlik etmezler ve emrolunan şeyleri de yaparlar. 
Öyle ki melekler insanların gözlerine görünmez haldedirler. Melekleri ise ancak Allâh’ın dilemiş olduğu kimseler görebilirler. Dolayısıyla onları mümin de görür gayr-i mümin de görür ve herkesin kendine ait hali ve yorumu vardır. Bugünkü hutbemiz alemlerin Rabbi olan Allâh’ın izniyle alemlerin Rabbinin mana olarak “Onlar Allâh’a, emretmiş olduğu şeylerde itaatsizlik etmezler ve emrolunan şeyleri de yaparlar“ diye nitelendirdiği kerim meleklerden belirli meleklerle karşılaşan bazı kimseler hakkındadır.
Sözü sıddika Meryemden başlatalım. Yüce Allâh meleklerin Meryeme (aleyhesselâm) İsâ’yı (sallallâh aleyhi ve sellem) müjdelemesini bildirerek şöyle buyurmuştur: 
﴿إِذْ قَالَتِ الْمَلآئِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِّنْهُ اسْمُهُ الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًا فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ
Âl-i İmrân suresi, 45. ayet
Bu ayet bildiriyor ki melekler Meryeme Allâh’ın müjdesi olan Meryem oğlu İsa Mesih adındaki kulu ve onun Dünyâda da ahirette de meşhur birisi ve mukarrep (Allâh’a manevi olarak yakın kılınmış) olanlardan olduğunu müjdelemişlerdir. 
Yine Yüce Allâh şöyle buyuruyor:
﴿فَأَرْسَلْنَا إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا﴾
Manası: Cebrail Meryeme, genç bir erkek şekline girmiş halde gönderilmiştir. 
Cebrail aleyhisselâm Meryeme, güzel bir genç şeklinde görünmüştür. Meryem aleyhisselâm ise onu gördüğünde Cebrail olduğunu bilememiştir. Dolayısıyla ondan korkarak korkuya kapılıp tedirgin bir halde kendisi için endişe etmiş ve onun durumu hususunda şüphe etmiştir. Çünkü o mekanda aniden ortaya çıkıvermişti. Bunun üzerine ondan uzaklaşmaya çalışmış ve Allâh’ın haber verdiği gibi şöyle demiştir: 
﴿قَالَتْ إِنِّي أَعُوذُ بِالرَّحْمَن مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيًّا﴾
Meryem suresi, 18.ayet
Manası: Dedi ki: ‘Rahmâna senden sığınırım, eğer taki isen ne ala’
Yani eğer taki, itaatkar isen o zaman bana kötülük yapmazsın. Ancak Cebrail çok çabuk onun tedirginlik halini gidererek onu sakinleştirmiş ve ona şöyle demiştir: 
﴿قَالَ إِنَّمَا أَنَا رَسُولُ رَبِّكِ لأَهَبَ لَكِ غُلامًا زَكِيًّا
Meryem suresi, 19. ayet
Manası: Dedi ki: ‘Ben sana pak bir oğlan vermek için ancak Rabbinin resulüyüm.’
Yüce Allâh Cebraile (aleyhisselâm) Meryem-i Betul’e şereflendirilmiş İsâ’nın ruhunu üflemesini emretmiştir. 
Yüce Allâh şöyle buyurmuştur:
﴿وَالَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَا ءايَةً لِّلْعَالَمِينَ
El-Enbiyâ’ suresi, 91. ayet
Manası: O (Meryem) ki fercini korudu ve ona Allâh’ın şerefli kıldığı ruh üflendi. Allâh onu (Meryemi) ve oğlunu alemler için bir alamet kılmıştır.
Sahabe-i kiram arasında öyle kimseler vardı ki kendisini her gün dört melek ziyaret ederdi, celil olan sahabi efendimiz İmran ibnu Husayn gibi. O ki tenzih (Allâh’ı bütün noksanlıklardan beri ve uzak sayılması) kurallarından olan bir hadis rivayet etmiştir ki o efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) mealen şu sözüdür: “Allâh ezelde (başlangıçsızlıkta) var iken kendisinden başka hiç bir şey yoktu…” 
Yani Allâh ezelde var iken ne gök, ne arş, ne su, ne yer, ne insan, ne cin ne de melek vardı. Allâh varlığında başlangıcı olmayan El-Evvel’dir ve O’ndan başka her şey ise Allâh’ın yaratığıdır.
Meleklerden birisiyle karşılaşanlardan biri de yaşı çok ilerlediğinde fitneye uğramaktan korkan sahabi olan Irbâd’dır. O dua ederek şöyle demiştir: “Yâ Allâh! Kemiklerim inceldi, yaşım çok büyüdü fitneye uğramadan canımı al.” Bu sebeple yanına birisi gelip kendisine, “De ki, ‘Yâ Allâh ameli (yaptıklarımı) güzel eyle ve ecele kavuştur’” deyip yoluna devam etmiştir. Irbad da teşekkür etmek için peşine düşüp kendisine şöyle demiştir: “Sen kimsin ey kardeşim?” O, “Ben Ratâîl’im” demiştir. Ratâîl ise Allâh’ın dilediği kimselerin kalbinden üzüntüyü gideren melektir.
Bazılar demiştir ki: ‘Sabret kardeşim sabretmek güzeldir belki Allâh sana Ratâîli gönderir’
Hadis hafızı ibni Hacer “Emâlî” adlı eserinde ibni Abbâstan (radıyallâhu anhumâ) rivayet eder ki Peygamber efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) mealen şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki Allâh’ın hafeza melekleri dışında geniş olan açık alanlarda dolaşan melekleri vardır ki ağaçlardan düşen yaprakları yazarlar. Sizlerden biriniz geniş olan açık bir alanda sıkıntıya uğrarsa ‘Ey Allâh’ın kulları yardım edin’ diye seslensin.”
Geniş olan açık alanlarda ağaçlardan düşen yaprakları yazmakla görevlendirilmiş olan bu meleklere Yüce Allâh, bu kişinin seslenişini onlara mesafe olarak uzak da kalsa duyurur. İşte bu hadis, Allâh’tan başkasından yardım istenilebileceğini net bir şekilde gösterir. Çünkü bu hadis şunu içerir ki Peygamber efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bizlere, geniş olan açık bir alanda birimizin başına bir sorun geldiğinde “Ey Allâh’ın kulları yardım edin” dememizi öğretmiştir. Muhakkak ki bu ona Yüce Allâh’ın izniyle fayda verir.
Bilin ki takva sahibi olanlardan bazıları ölümü sırasında dört melek, bazıları sekiz melek, bazıları da beşyüz melek görürler. O meleklerin yüzleri güneş gibidir ve o takva sahibi olana, halini beğenecek şekilde bakarlar ve onu Allâh’ın rahmeti ve rızası ile müjdelerler. 
Yüce Allâh Kur’anı kerimde şöyle buyurur:
﴿مَن كَانَ عَدُوًّا للهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَرُسُلِهِ وَجِبْرِيلَ وَمِيكَالَ فَإِنَّ اللهَ عَدُوٌّ لِلْكَافِرِينَ
Manası: Kim Allâh’a, meleklerine, resullerine, Cibrile ve Mikâile düşman ise Muhakkak ki Allâh, kafirlerin düşmanıdır.”
İman kardeşleri! Muhakkak ki bu ayet delildir ki kim Cibril, İsrafîl, Mikâîl ve daha başkaları gibi Allâh’ın meleklerinden birine söverse o müslüman değildir. O halde bundan sakınılsın. Bazı insanların bir dostu veya bir yakını öldüğü zaman ölüm meleği Azrâîle (aleyhisselâm) söverler. İşte bu me’azallâh Dinden çıkarır. Kadı Iyâd, ölüm meleğinin isminin Azrâîl (aleyhisselâm) olduğuna dair icmayı nakletmiştir. Ey kardeşim Din ilmini daha fazla öğrenmeye gayret et, bu sana dünyada ve ahirette fayda verir.
Hem sende hem de ailende ilim öğrenmek suretiyle azık bulunsun. Muhakkak ki bu, sağlam ve kurtarıcı yoldur.

Ya Allâh! Sevgili Muhammede karşı olan sevginin hakkı için bizleri salih, takva sahibi olan kullarından eyle ey merhametlilerin en merhametlisi! /Ecyad

Bir cevap yazın