Akaid ilminin İslâmi ilimler arasında öncelikli derecede gelmesinin önemi

Akaid (İslâm inancının esasları) ilminin İslâmi ilimler arasında öncelikli derecede gelmesinin önemi

Alimler şöyle demişlerdir: “Asıl (temel) bozuk olursa, füru’ (dallar) da bozuk olur. O halde kimin akidesi (inancı) bozuk ise, o kimseden her hangi bir (iyi) amel kabul olunmaz. Onun için akideye gösterilecek özen, başka Din ilimlerine gösterilecek özenden daha önemlidir.”

İmam Ebu Hanifenin (radıyallâhu anhu), inancın ilkeleri konusundaki yazdığı esere “El-Fıkhu’l-Ekber” yani büyük fıkıh adını vermesi, çok dikkat çekicidir. Bu büyük imamın, İslâm’ın temel inancını ele alan hususları açıkladığı kitaba büyük fıkıh adını vermesi, İslâm inancının temellerini öğrenmenin büyük önemini vurgulamak içindir.

Fıkıh; imam Ebu Hanifenin açıklamasına göre: “Nefsin lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmek.” demektir. Yani kişinin, ahirette kendisine faydalı ve zararlı olan şeyleri, helalı ve haramı bilmesidir. Akaitteki fıkıh ise kişinin inanması gereken ve inanmaktan sakınması gereken hususlardır.

Yine imam Ebu Hanife bir eserinde şöyle der: “Bil ki Dindeki fıkıh (inançla iligli olarak bilinmesi gerekenler) hükümlerdeki fıkıhtan daha üstündür.” 

Kişi akaid ilmini ehlinden sağlam bir şekilde öğrenirse, tashih edilecek (düzeltilecek) bir bozuk inancı varsa bunu tashih eder. Ancak sağlam alimler veya hocalardan bu çok değerli bilgileri usulünce öğrenmeyen bir insan, eğer tashih edilmesi gereken bozuk inancı varsa, bu bozuk inancı nasıl tashih edebilsin?!!

Demek oluyor ki öğrenmeden olmuyor. Dolayısıyla güvenilir olan ilim sahibi insanlardan bu değerli bilgiler biran evvel tahsil edilmesi gerekir.

Kişinin cennete girmesi, dinden çıkarıcı küfür inanışlardan uzak olan sağlam bir inanç üzere ölmesine bağlıdır.

not : hıdır kartal’a atfen uyarı amaçlı bir yazıdır.

ECYAD

Bir cevap yazın